özge atakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özge atakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2009 Salı

Sitem

Selam gençler.
Yine ben.
Zaten sade ben yazıp ben okuyorum galiba bu blogu.
Sözsüz ordu!
Şu blog amacına ulaşamadı ya ona yanıyorum.
Ben istedim ki, Alper Hollanda'da başına gelen ilginçlikleri yazsın buraya (yazar aslında).
Sezer Fransa'yı anlatsın.
Hakan ile Nezih askerlik maceralarını-askerlik öncesi anılarını yazsın.
İlerde evlenen olursa, davetiye niyetine burdan çağırsın bizi.
İşe girenler anlatsın buraya neler yaşıyorlar.
(Mesela ben...
Hiç üniversiteye benzemiyor burası, biz bildiğimizi herkese anlattık, paylaştık, kıskanmadık birbirimizi. Ama artık hayat bundan sonra böyle değil sanırsam. Rekabet var burda, neyin rekabeti bilmesem de..)
Herkesin hayatına dair 1-2 yazı olsun burda. Kim nerde bir fikrimiz olsun yıllar sonra da.

Çok dedim bunları da konuşturamadım sizi. Sizi de anlıyorum aslında, herkes yazmaz, sevmez böyle şeyleri. Mesela ben mail atacağıma arayıp söylüyorum, o kadar üşeniyorum mail atmaya.
Ama buraya yazılanlar, anılar aslında.
O yüzden belki de bu özen, ve sizden de istemem.

Neyse yapacak bişey yok.
Susuyorum ben de.

11 Haziran 2009 Perşembe

Mezun

Telekomcu!
Hadi mezun da oldun gözün aydın..
Her şey gönlünce olsun bundan sonra.
İyi yerlere gelesin inşallah.

Kep atacağımız vakte kadar görüşemeyebiliriz.
Burdan da görüşemiyoruz da, ben yine yazmış olayım.
Üniversite hayatım çok güzel geçti, sizsiz böylesi olmazdı.
Tanımışım iyi ki sizi ve teşekkür ederim her şey için.

Öpüldünüz kuzucuklarım.
:)

5 Şubat 2009 Perşembe

Dertleşmece

Millet!

Korkuyorum ya ben
Bitmiycek sanki bu bitirme gibi
Bi sürü kaynak var önümde
Tonlarca kısaltma
Tonlarca kısaltmaya rağmen tonlarca sayfa
Ömrümü kısaltmaktan başka bi işe yaramıyor gibi çırpınışlarım...

İçim karardı sizinkini de karartıyım demedim tabi ki :)
Dertleşiyorum.

Mezuniyet balosu, yıllık bunları da konuşalım.
Malum bu sene herkes azıcık gidiyor okula, bir kopuş yaşayacaz gibi.
Yaz sen de, haberdar et, fikir söyle

Benim fikrim yıllıkla ilgili, herkes herkese 3-5 cümle yazmasın. Herkesin sayfasına toplanıp o kişiyi anlatan bi yazı yazalım. Nasıl toplanıp yazıcaz uzun sürer sorusu birazcık muamma, ama bölüm 50 kişi de olsa, bu kadar birbirini tanıyan 25 kişi vardır heralde max. Denesek yaparız ya, yapamaz mıyız???

Alperin film fikri de güzel bence. Film olmasa bile mutlaka bi videomuz olsun, hepimiz Bahadır'ın yaptığı video yu gülümseyerek ve özleyerek seyretmiyor muyuz? Ne kadar değerli bir hediye o bizim için...

Biz de yapalım, yine bizim için..

16 Kasım 2008 Pazar

Ales'e devam

Alper'in hikayesiyle çok eğlendim ben de devam edeyim dedim ALES anılarına. Giriş kartının okunan her santiminde cep telefonu getirmeyin demelerine rağmen, daha sonrasında siz sevgili arkadaşlarımla buluşabilmek için cep telefonumu ve güzel anlarımızı dondurabilmek için fotoğraf makinemi de yanımda götürdüm :) E tabi ki almadılar beni içeri. Yalvar yakar orda bir hocaya emanet ettim eşyalarımı da içeri girmeyi başarabildim. Bu arada Yıldız buzzz gibi bi okulmuş ya dondum sınavda.

Ales sonrası bi aktivite planlamıştık.
Peki naptık? Üsküdar'a kadar kısa süreli bir motor sefasından sonra, hızda sınır tanımayan belediye otobüsüyle çok seri bir şekilde Beylerbeyi sarayında bulduk kendimizi. Burası Abdülaziz tarafından yazlık amaçlı yaptırılan diğerlerine ziyade daha küçük bir saray. Isıtma sistemi yok, rutubet yerdeki hasır halılarla engelleniyor. Koku yapmasın diye mutfakları da yok, yemekler dışarıda pişirilip getiriliyormuş. Çok güzel tahta işlemelerle kaplı odalar var. 2.Aldülhamit hayatının son 6 senesini bu sarayda göz hapsinde geçirmiş, sarayın bazı odalarını kullanmasına izin veriliyormuş. Sarayın manzarası muhteşem, tabi onların zamanında köprü yokmuş daha bir farklı görünüyordur ama bana bu kadarı da yetti :)

Saray gezisi çıkışında biraz Beylerbeyi içlerine doğru yürüdük, sanki İstanbul'dan ayrı küçük bir sahil kenti gibiydi, sevdim çok...Sonrasında Kanlıca'da aldık soluğu. Yoğurdu meşhur bilmeyen yoktur. Küçük plastik kaplarda oranın özel yoğurdu, pudra şekeri ile beraber servis ediliyor. Dileyen istediği miktarda şekerle karıştırarak tüketiyor yoğurdunu. Fazla açgözlülüğümden midir nedir bilmiyorum ben fazla şekerli tüketmiş olabilirim, bu durum biraz midemi rahatsız etse de, oldu işte, sonunda ben de Kanlıca'da pudra şekerli yoğurt yedim :)

Gene gezelim...

7 Ekim 2008 Salı

FasıL

Günaydınlar efendim,

Bir salı sabahından daha sizlere seslenmekteyim. Oranlayınca çoğumuzun salı sabahı boş gibi gelmişti bana, o yüzden haftaya pazartesiye vur patlasın çal oynasın şeklinde bir fasıl düzenlemeyi düşünüyordum ki, sanki salı sabahı da dersi olan bi sürü insan varmış gibi geldi. Dolayısıyla gün konusunda önerilerinizi bekliyorum.

Onun dışında ben ısrarla bu sene de fasıl yapalım diyorum çünkü hem geçen sene çok eğlenmiştik hem de artık mezun olucaz bağlarımızı koparmamak için fasıl türü bir organizasyonu gelenekselleştirirsek ileriki senelerde de toplaşabiliriz.

Ve son haber. Tayfun Bulca'nın bana yaptığı haksızlığa bakın ya, temel haberleşme labında beni sevgili grubumdan ayırıp henüz kim olduklarını bilmediğim insanların grubuna eklemiş. Çok mutsuzum, çok çaresizim :(

Bir de yazımı sonlandırmadan bir dedikodu haberi vereyim. Hakanlar eve çıktı ya, haftaya bize bir parti vermeyi düşünüyorlarmış ama daha tam kararlaştırmamışlar, aramızda kalsın, aklınızda olsun ;) (ev hediyesi düşünüüün)

Sağlıcakla...

8 Eylül 2008 Pazartesi

KayıT

Selam Millet,

Bir kayıt gününü daha acısıyla tatlısıyla atlatmaktayız. Son sınıf olduk hala kontenjan sorunu yaşıyoruz ya ben daha bişey demiycem bu okula...

Artık Pazartesi günü hasret bitiyor toplanırız yine, ben bu arada aklıma gelen bikaç şeyi yazıvereyim dedim. Öncelikle networkçü olan arkadaşlara "Empati" adlı kitabı okumalarını tavsiye ediyorum, hatta herkese tavsiye ediyorum. Sıkılmaktaysanız çok güzel zaman geçirtiyor. Ayrıca içinde geçen 1-2 tane komutu anlayabiliyor olmak da büyük keyif veriyor insana, aynı yazarın "Olasılık" adlı kitabı da hiç fena değil. Bunun dışında Tübitak stajında mühendis abilerimizin tavsiye ettiği bir kitap var, Oğuz Atay'ın "Bir Bilim Adamının Romanı" isimli kitabı. Kütüphanemize ismi verilen Mustafa İnan'ın hayatını anlatıyormuş ve bu kitabı okumayan bir mühendis olmamalı dediler. Aklınızda olsun, ben 1-2 güne başlıycam okumaya merak edenlere olumlu veya olumsuz yorumlarımı yapabilirim.

Bunun dışında, aklımdaki uzun vadede olan bir etkinlik planından bahsedeyim. 17 Ekim'de MFÖ konseri var. İstanbul'da ölmeden önce yapılması gereken 101 şeyden biri midir bilmiyorum ama ben MFÖ konserine gitmezsem gözüm açık gidicem..

Neyse, öyle işte.. Yazıyım, paylaşayım dedim. Zamanla daha aktif kullanmayı da öğreniriz heralde bu blogu. Hepinizin gözlerinden hasretle öper, sevgiyle kucaklarım arkadaşlarım.. :)

23 Ağustos 2008 Cumartesi

plan plan plan

Selam Telekom ahalisi

Dün (22.08.08) itibariyle stajlarını tamamlamış bir genç duruyor karşınızda. Müthiş br kahvaltının ardından size yazayım dedim :)

Gençler, malum artık 4. sınıfız ufak çaplı bir tatil hayali peşindeyiz. Plan şu: Okulun ilk haftası haftasonunu da kapsayacak şekilde 4-5 günlük bir tatil kaçamağı yapalım. Zaman sebebiyle kalıcak yerler baya ucuzlamış olucak, amaç beraber bişeyler yapmak, havanın güzel olacağına inanarak denize girme hayali bile kurmaktayım. Tahminen gecelik 20 ytlden fazla vermiycez kalcağımız yere. Ya çeşme yada ayvalık civarı olsun diyoruz ki çok uzaklaşmayalım.. Şimdilik siz bi düşünün bunu, biz pansiyon - apart otel tarzı bişeyler bakmaktayız.

İkinci plan ise, geçen sene sene başında yapmış olduğumuz fasılı gelenekselleştirme yolundaki ilk adımı atmak. Ama bu daha kolay ayarlanır bişey olduğu için estiği zaman yaparız dedim ve üstünde çok düşünmüyorum:)

Neyse şimdilik benden bu kadar..

Hepsinizin gözlerinden öper, sevgilerimi iletirim

Ozge Atakan
;)